Bakış Açısı / Havalandırma Sistemleri ve Siber Güvenlik – Dr. Macit TOKSOY (111. Sayı)

Prof_Dr_Macit_Toksoy

HAVALANDIRMA SİSTEMLERİ VE SİBER GÜVENLİK

Dr. Macit TOKSOY

Yıl 1973, adı petrol krizi olan ve tüm dünyayı paralize eden bir olay olur. Detayları tüm kirlilikleriyle petrol tarihinde yazılmış ve yazılmaya devam edecektir. Bu krizin basit bir matematiği vardır: Ham petrol fiyatı %300 artmıştır. Bu matematik değişen artış oranlarıyla devam etmektedir.

Petrol krizi, tetiklediği ekonomik krizlerin ötesinde bir “kabus” yaratmıştır. Ya petrol biterse değildir kaos, “ya bize petrol satmazlarsa” düşüncesidir. Gece gündüz bu kabusla uyuyamayanlar, petrol bitinceye kadar geçici bir çözüm bulmuşlardır.

Petrolün hangi siyasi çatının altında ve hangi coğrafyada olduğu önemli değildir. Önemli olan kaynağın vanasının kimin kontrolu altında olduğudur. Günümüzde kritik maden yataklarının kullanım haklarının Trump tarafından, Rus saldırısına karşı yardım etmek üzere Ukrayna ile pazarlık konusu yapılması gibi, petrol topraklarının görünür sahipleriyle petrolün tasarruf haklarının öyle veya böyle, ABD ve siyasi-ticari korosunda olması çözümlenmelidir; bir başka deyişle I. Dünya savaşından bu yana olduğu gibi olmaya devam etmelidir.

Bu stratejik kararın iş paketleri devreye sokulmuştur. İlk iş paketinde Körfez petrolü vardır. 1990’da Irak Kuveyt’i işgal eder, dost ve müttefik ABD yardıma koşar ve gelecekte muhtemelen Ukrayna’ya yerleşeceği gibi, üsleriyle Körfeze yerleşir.

Bugün Trump, körfez liderleriyle kılıç kalkan oynuyor, bankamatikten para alır gibi 2 trilyon dolar bahşiş alıyor! Körfeze satılan silahların, teknolojik ürünlerin, inşaat ihalelerinin notunu düşmeye gerek yok.

İki ülke kalmıştır küresel kontrol ağına girmeyen: Biri İran diğeri Venezuela. İsrail aracılığıyla ilk hamleler İran’a yapıldı. Şimdilerde de ABD donanması Venezuela açıklarında gövde gösterisi yapıp, uyuşturucu botlarını füzelerle vuruyor. “ABD ile Venezuela arasındaki gerilim tırmanırken, beş F-35 savaş uçağı Porto Riko’ya indi. Venezuela, ABD destroyerinin bir balıkçı teknesine baskın yaptığını iddia ederek Washington’u kınadı. Maduro, kıyılarını korumak için orduyu harekete geçirdi” (15 Eylül 2025) [1].

Körfezdeki gelişmelerin alternatif senaryoları, hiç şüphesiz gelişmelerden çok önce yazılmıştır. Bir tanesi de bir romanın konusudur:

1989’da yayınlanan, hiç şüphesiz çok daha önce tasarımlanan ve kaleme alınan kitabı [2], Kuveyt’in işgalinden önce okusaydım, Arap petrol diyarında bir şeyler olacak diye düşünür müydüm bilmiyorum.

Ünlü Carlos’la ilgili, filmi de çevrilen “Çakal” kitabının yazarı Frederic Forsyth, “The Negotiator” kitabında, Amerikan Petrol Tröstlerinin, petrol üretimini ve fiyatını kontrol etmek için Ortadoğu’daki aparat terör örgütlerini kullanarak, Suudi Hanedanının tamamını öldürüp ABD’ye gönülden bağlı bir prensi ülkenin başına geçirmek üzere yaptıkları bir planı vermektedir. Girişleri, kapıları pencereleri ve HVAC sistemi bilgisayarlı bir güvenlik sistemine sahip ve bir Amerikalı tarafından yönetilen kapalı stadyumda, hanedanın 90. Yıl dönümü etkinliklerinin provasında hem hanedanın törene katılan 600 üyesi hem aparatlar hem aparatlara karşı koyması gereken saray muhafızları öldürülecek, yardım istemi üzerine yandaş Prens kral olarak ilan edilecektir. Kitap sadece bu plan ile ilgili değildir; Sovyetler de petrol ülkeleri hakkında farklı planlar yapmaktadırlar.

Saddam’ın 1990’da Kuveyt’i işgali, yukarıdaki ABD planının biraz daha az toplumsal tepki çekecek bir versiyonu gibidir. Sanki Aparat olarak Saddam’ın kullanıldığı bu plan, Forsyth’la birlikte yazılmış gibidir. 1990’da Irak Kuveyt’i işgal eder, dost ve müttefik ABD yardıma koşar, körfeze yerleşir.

Bir romanda Körfez savaşı olmadan önce bir romanda yayınlanmış senaryo ile Körfezde gerçekleştirilen senaryonun sonuçları arasındaki benzerliği göstermek için yukarıdaki satırları yazdım. Asıl amacım bu romandaki bir senaryo detayıyla, gelecekte HVAC tesisatlarının bir silah olarak kullanılabileceği olasılığına dikkati çekmek.

FORSYTH’ın kurgusunda, 600 hanedan üyesi, terör elemanları ve saray muhafızları nasıl öldürülecektir? Hanedanın tüm üyelerinin prova için stada geldikleri gün, stadın kapıları pencereleri, dış hava menfezleri (Oklahoma’dan, neden olmasın?) kapatılacak, kraliyet ailesi öldürülecek, yangın çıkarılacaktır.

Basit değil mi? Eğer sistemleriniz siber saldırılara karşı korunaklı değilse benzeri saldırıları insan sayının çok yüksek olduğu mekanlarda (iş merkezlerinde, sinema salonlarında, konferans salonlarında, AVM’lerde, turistik gezinti gemilerinde, uçaklarda) gerçekleştirmek mümkün değil mi? Üstelik bu yapılarda bir virüsü ya da zehirli bir gazı yayamaz mısınız?

FORSYTH’ın kurgusu tek örnek de değil. Neden yazıldığı konusunda farklı görüşlerin olduğu bir başka romanda da [3], HVAC sistemlerinin bir başka amaçla, keyif için, kullanılması düşünülmüş:

“Herkes havalandırma tertibatının yaydığı, mikroskobik büyüklükteki sinir uçları tetikleyicilerinin etkisiyle büyük bir neşe içinde sohbet ediyor, kendini coşku seline kaptırmış gibi gözüküyordu” [3].

Erdemli zamanlarda, çok erdemli kaygılarla, COVID deneyimi, yeni iç hava kalitesi mevcut paradigmasında enfeksiyona neden olacak aerosollerin üzerine odaklanılmasını sağlamıştır ve bu konuda gelişmeler olmaktadır [4]. Telefonların, telsizlerin patlatılmasını izlediğimiz savaş dünyasında, HVAC sistemlerinin bir silah olarak kullanılması da mümkündür. Üstelik sadece HVAC sistemleri de söz konusu değil gibi.

Sevgili Ümran Hocam (Serpen) ile geçenlerde sohbet ederken, jeotermal santralların, gerekli tedbirler alınmaz ise, uzaktan kontrol ile birkaç vanasını kapatarak havaya uçurulmasının mümkün olacağını konuştuk. Tedbir alınmadığı zaman diğer santrallar da böyle bir tehlikeden vareste olmayacaklardır. Artık eskilerden sayılsam da benim de eskilerden kalma diyebileceğim “Şüyuu vukuundan beter” diye güzel bir miras deyimimiz var; dedikodu onun gerçekleşmesinden daha kötü olduğu anlamına geliyor. Friedrich Forsyth gibi yazarların dedikodusu, dedikodudan öteye anlamlar taşıyor gibi. Günümüzde siber güvenlik HVAC dahil tüm sistemler için çok önemli bir tasarım bileşeni olarak düşünülmeli.

KAYNAKLAR

[1] https://www.sde.org.tr/haber/venezuela-yi-tehdit-eden-abd-porto-riko-ya-coktu-haberi- 60454
[2] Frederic FORSYTH. “The Negotiator”. Bantam Press, 1989.
[3] Robet FERRIGNO. “2040 Amerika İslam Cumhuriyeti”. 2006.
[4] “IAQ Paradigm-The Next Generation”. ASHRAE Journal Podcast Episode 50, ASHRAE HVAC&R Industry News, August 7, 2025.

ÖZGEÇMİŞ

Macit TOKSOY

1972’de İTÜ Makine Fakültesini bitirdi. 1976’da Ege Üniversitesinde Mühendislik Fakültesinde Doktora çalışmasını tamamladı. Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünde öğretim elemenı ve öğretim üyesi olarak çalıştı. 1978-1980 seneleri arasında North Carolina Eyalet Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. 2013 senesinde endüstride çalışmak üzere emekli oldu. 2013-2018 yıllarında tam zamanlı olarak Eneko A.Ş’de çalıştı. 2019 başından bu yana tesisat sektöründe danışmanlık yapıyor. Üniversitelerde çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. 2005 İzmir Üniversiade Yaz Oyunları’nda Genel Koordinatör Yardımcısı, 2011 Erzurum Universiade Kış Oyunlarında Genel Sekreter, 2013 Mersin Akdeniz Oyunlarında Genel Koordinatör Yardımcısı olarak görev aldı. Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesinde ve Türk Tesisat Mühendisleri Derneğinde yöneticilik yaptı, her iki kuruluşun çalışmalarına aktif olarak katkı koyuyor. MMO’nun düzenlediği Ulusal Tesisat Mühendiliği Kongresine ve TTMD’nin Uluslararası Yapıda Tesisat Sempozyumu organizasyonlarında yürütme kurullarında görev yaptı. MMO, TTMD, ASHRAE ve TIBTD üyesi, İSKİD Onur Üyesi, REHVA ve EUROVENT çalışmalarına katıldı.

Akademik çalışma alanları ısı transferi, güneş enerjisi, jeotermal enerjini doğrudan ve dolaylı uygulamaları. Diğer ilgi alanları Üniversite Eğitimi, Proje Yönetimi, Uluslararası Spor Etkinliği Yönetimi, Dijitalleşme, Orta Çağ’da Aydınlanmadır. 170 civarında makale ve bildirinin yazarı. REHVA’nın bir ek kitabının yazarlarından biri. Evli, iki çocukludur.

Haber Arşivi