Bakış Açısı / HVAC Sektöründe Kurumsal İletişim: Duygusal ve Fiziksel Bağ Üzerinden Markalaşma (110. Sayı)

buse-ozkan
Buse ÖZKAN, Doğu İklimlendirme Kurumsal İletişim ve Marka Uzmanı

HVAC sektörü, teknik uzmanlığın ve mühendisliğin öne çıktığı, karar vericilerin rasyonel kriterlerle hareket ettiği tipik bir B2B (business-to-business) alanıdır. Ancak bu gerçek, sektörde yalnızca teknik veriler ile rekabet edilebileceği anlamına gelmez. Günümüzde markalar, sadece ürün değil, aynı zamanda hedef kitlesine deneyim, güven ve duygusal bağı da hizmet olarak beraberinde sunuyor.

B2B’DE MARKA OLMANIN ANLAMI: TEKNİKTEN GÜVENE VE İTİBARA UZANAN YOLCULUK

B2B sektörlerde bir markanın tercih edilme süreci; çoğu zaman yalnızca teklif dosyalarında sunulan rakamsal verilerden ya da kataloglarda sıralanan teknik özelliklerden ibaret olmayabiliyor. McKinsey tarafından gerçekleştirilen bir ankete göre, B2B alıcılarının %80’i satın alma kararlarının marka itibarı tarafından etkilendiğini belirtmiştir. Bu durum, güçlü bir markanın B2B pazarında önemli bir rekabet avantajı sunduğunu göstermektedir. Bu avantajın temelinde ise hedef kitlenin bakış açısında yalnızca teknik yeterlilik değil, aynı zamanda firma ile kurduğu duygusal bağın da etkili olması yatmaktadır. Çünkü hedef kitlenin satın alma tutumlarının altında yatan psikolojik faktörlere baktığımızda B2C ya da B2B fark etmeksizin firmanın güvenilirliği, satış sonrası desteği, süreç içerisindeki çözüm kabiliyeti, kurumsal itibarı ve kriz anlarında gösterdiği tutuma da odaklandığını görebiliriz. Özellikle B2B dünyasında bir satın alma kararı, hedef kitle için çoğu zaman sadece ürün değil, uzun vadeli bir iş ortaklığının başlangıcı anlamına gelir. İyi konumlandırılmış bir marka; proje yöneticisinin zihninde sorun çıkarmayan, doğru zamanda destek veren, sahada varlık gösteren bir çözüm ortağı olarak yer edinir. Bu itibarı inşa etmek ise şirketlerin departman bazlı faaliyetleriyle değil, tüm departmanların birlikte hareket ettiği etkin iletişim stratejileriyle mümkündür.

HVAC SEKTÖRÜNDE DUYGUSAL BAĞ MÜMKÜN MÜDÜR? EVET, HATTA GEREKLİDİR

Duygusal bağ kurmak, B2C dünyası ile eşleşen bir kavram gibi görünse de B2B alanlarında da markanın değerini arttıran oldukça önemli bir unsurdur. Edelman’ın Trust Barometer araştırması da, B2B alıcılarının %81’i için bir markaya duyulan güvenin karar verme sürecinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Güven, marka güvenilirliğiyle doğrudan ilişkilidir ve güvenilir bir marka iş kazanma olasılığını artırır. Örneğin, bir mühendisin, satın almacının ya da teknik uygulayıcının marka hakkında yaşadığı olumlu deneyim; yalnızca tekrar satın almasını değil, aynı zamanda o markayla duygusal bir bağ kurarak onu kendi kimliğiyle özdeşleştirmesini de sağlayabilir. Özellikle dijitalleşmenin etkisiyle kişisel görüşlerin ön plana çıktığı bir çağda, teknik uzmanların YouTube videoları, LinkedIn gönderileri ya da blog yazıları ile marka hakkında duygularını paylaşması; markanın fiziksel faydalarının yanı sıra duygusal faydalarının da hedef kitleyle buluşmasını sağlar. Bu nedenle iletişim stratejileri, hedef kitlede istenilen duyguyu harekete geçirebilecek başarı hikâyelerine, saha uygulamalarına ve gerçek deneyimlere yer vermelidir. Çünkü gerçekte satın alma kararları, teknik bilginin ötesinde, markaya duyulan güvenle şekillenir. Örneğin HVAC sektöründeki süreçten bahsedecek olursak uygulama sahasında ürünle ilk temas eden mekanik tesisat firmaları, danışmanlar ya da proje mühendisleri; daha önce yaşadıkları deneyimlere göre markaları değerlendirir. “Sorunsuz montaj”, “hızlı ve yaygın servis ağı”, “projeye özel üretim imkanı” gibi kriterler, markaya olan bağlılığın temelini oluşturur. Markanın bu noktada kullandığı iletişim stratejilerinin rolü, markanın bu değerlerini görünür kılmak ve hedef kitlenin zihninde yer edecek şekilde konumlandırmaktır. Çünkü HVAC sektöründe bir ürünün tercih edilme nedeni, çoğu zaman hedef kitlenin sahada yaşamış olduğu gerçek deneyimlerdir.

FİZİKSEL BAĞ: TEKNİK DESTEKLE KURULAN GÖRÜNMEZ İTTİFAK

B2B sektöründe ürünle temas, satış anıyla bitmediği gibi aksine, asıl ilişki o noktadan sonra başlar. Bu durumu HVAC sektörü üzerinden örnek verecek olursak ürünün montajı, devreye alınması, bakım süreci ve olası arızalarıyla uzun vadeli ilişki gerektiren yapılardır. Bu nedenle bir marka ile kullanıcı arasındaki fiziksel bağ, yalnızca ürünün teslimiyle değil, müşteri ile temasın başladığı ilk andan satış sonrası hizmetin kalitesine kadar olan tüm süreçlerde ortaya çıkar.

Özellikle sahada çalışan teknisyenler, uygulamacılar ve taşeron firmalar için en kritik ihtiyaç, karşılaştıkları teknik sorun anında ulaşabilecekleri bir canlı destek noktasıdır. Marka iletişim stratejileri, bu bağlamda yalnızca reklam mesajlarıyla değil, teknik destek hatlarının erişilebilirliği, kullanıcı dostu kılavuzlar ve hızlı müdahale protokolleriyle de şekillenmelidir. “7/24 teknik destek”, “sahaya mühendis yönlendirme”, “sık sorulan sorunlara yönelik video çözümler” gibi uygulamalar, fiziksel bağı güçlendiren somut iletişim unsurları arasında sayabiliriz. Bunula birlikte proje koşullarına özel revize üretim veya alternatif çözüm sunumu; markayı yalnızca tedarikçi değil, çözüm ortağı konumuna taşır. Bu tür operasyonel başarılar ise doğrudan markanın iletişim diline ve kültürüne entegre edilmelidir. Fiziksel bağın bir diğer unsuru da sektöründe farkındalık yaratacak eğitim ve uygulama desteğidir. Zira ürün ne kadar iyi olursa olsun, doğru uygulanmadığında performansı düşer. Bu nedenle kurumsal iletişim, ürün tanıtımının yanı sıra; uygulayıcılara, bayilere ve mühendislere yönelik teknik eğitim programlarını da görünür kılarak markanın sektördeki varlığını kalıcı hale getirdiğini söyleyebiliriz.

Tüm bu uygulamalar dışarıdan bakıldığında “operasyonel detaylar” gibi görünse de müşteri zihninde sadakatin temelini oluşturan fiziksel bağları kurar. Fiziksel bağ üzerinden kurulan bu ilişkiler, doğru anlarda doğru yerde bulunmanın getirdiği markasal güveni de müşteriye sunar.

İÇERİK ODAKLI GELENEKSEL VE DİJİTAL İLETİŞİM: TEKNİK BİLGİYLE GÜVEN İNŞA ETMEK

Marka iletişiminde hedef kitle için en güçlü araçlardan biri içerik üretimidir. Özellikle B2B alanında içerik üretimi; satıştan ziyade güven inşa etmeyi hedefler. HVAC sektöründe uzman yazıları, teknik blog içerikleri, uygulama örnekleri, proje içerikleri ve sertifikasyon süreçlerine dair rehberler; mevcut ve potansiyel müşteriye “biz bu işi biliyoruz” mesajını iletir.

Gelişen dijitalleşme çağı ile birlikte de içerik üretimi artık yalnızca katalog hazırlamak ya da teknik belge yayınlamakla sınırlı kalmıyor; mühendislerden uygulamacılara, satın alma uzmanlarından danışmanlara kadar geniş bir hedef kitleye ulaşmak için dijitalleşmenin sunduğu olanaklarla birlikte yürütülüyor. Bu noktada teknik içeriğin sadeleştirilerek infografiklere, animasyonlara ya da videolara dönüştürülmesi ise karmaşık bilgilerin daha erişilebilir hale gelmesini sağlar. Özellikle dijital mecralar, bu içeriklerin kısa sürede yayılma alanıdır. B2B sektörlerde LinkedIn ve web siteler hedef kitlenin en kısa sürede firmanın görünürlük kazanabileceği profesyonel bir platformdur. YouTube ise ürün anlatımlarından montaj çözümlerine kadar görsel içeriklerle mühendislerin ve saha ekiplerinin sıkça başvurduğu bir kaynaktır. Instagram, Facebook ve X gibi mecralar ise B2B sektörde de olsa hedef kitlenin daha rahat hareket etmek istediği dijital alanlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle HVAC sektöründe dijital alanların dinamiğine ve kullanıcının deneyimine uygun bir strateji belirleyerek doğru mecrada doğru mesajı, içeriği oluşturmak gerekmektedir. Son olarak iletişim dili ne kadar teknik olursa olsun, samimi ve açık bir anlatım her zaman hedef kitleyi hem daha çok etkiler hem de mesajı daha kolay ulaştırır.

MARKALAŞMADA İLETİŞİMİN GÜCÜ: B2B’DE SESSİZLİK EN BÜYÜK RİSKTİR

B2B sektörlerde iş birlikleri çoğu zaman yüksek maliyetli yatırımlar, uzun süreli projeler ve çok paydaşlı süreçler üzerine kuruludur. Bu nedenle herhangi bir aksaklık; yalnızca tedarik sürecini değil, markanın itibarı ve iş ortağıyla olan stratejik bağını da derinden etkiler. Üstelik B2B ilişkilerde zarar gören yalnızca ürün ya da hizmet değil; güven, süreklilik ve iş birliği beklentisidir. Bu süreçlerde yaşanan gecikmeler, teknik hatalar ya da tedarik problemleri kaçınılmaz olabilir. Ancak bu gibi durumlarda markanın gösterdiği şeffaflık, iletişim hızı ve çözüm odaklı tutumu; süreci fırsata çevirebilir. Kısacası, süreçlerde yaşanabilecek aksaklıklar yalnızca yönetilmesi gereken risklerden ibaret olmayıp aynı zamanda marka değerini yeniden üretme fırsatını da beraberinde sunabilir. Zira B2B dünyasında başarı; bahsetmiş olduğumuz süreçlerde atmış olduğumuz proaktif adımlarımızla ölçülür. Ve çoğu zaman bu farkı yaratan şey, sessiz kalmakla açıklıkla konuşmak arasındaki tercihimizdir.

B2B SEKTÖRLERDE İNSAN KAYNAĞI DA MARKA DEĞERİNİN BİR PARÇASIDIR

B2B sektörlerde marka değeri yalnızca sunulan ürün ya da hizmetle değil, markayı temsil eden aidiyeti ve sadakati yüksek insan kaynağıyla da şekillenir. Teknik kadronun bilgi birikimi, süreç karşısındaki profesyonel yaklaşımı, kriz anlarında sergilediği tutum ve müşteriyle kurduğu iletişim biçimi; markanın güvenilirliğini doğrudan etkiler. Bu nedenle çalışan deneyimini, kurum kültürünü ve içsel değerleri dış iletişim stratejilerine entegre etmek; markayı daha insani, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir kılar. Bu da aynı zamanda ürün ya da hizmeti tercih edilen bir firma olmanın yanı sıra işveren olarak da tercih edilebilir bir işveren markası olmayı beraberinde getirir. İnsan kaynağının iletişime aktif biçimde dâhil edilmesi, yalnızca iç motivasyonu değil, mevcut ve potansiyel iç/dış
paydaşlar nezdinde itibarınızı güçlendirir.

Sonuç olarak, HVAC gibi teknik yoğunluğu yüksek B2B sektörlerde dahi duygusal ve fiziksel bağlarla güçlendirilmiş bir marka iletişimi, tercih edilme sürecinde belirleyici rol oynamaktadır. İçerik odaklı stratejiler, teknik desteğin güven inşasındaki etkisi ve çalışan deneyiminin iletişime entegre edilmesi; markayı sadece ürün sağlayıcısı değil, güvenilir bir çözüm ortağı konumuna taşır. Bu yaklaşım, hem sektörel itibarı güçlendirir hem de uzun vadeli iş ortaklıklarının temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz.

KAYNAK

[1]https://red-website-design.co.uk/b2b-branding-importance/#:~:text=Branding%20as%20a%20Competitive%20Advantage,edge%20in%20the%20B2B%20market.

ÖZGEÇMİŞ

Buse ÖZKAN

15 Haziran 1993 tarihinde Balıkesir’de doğdu. Lisans eğitimimi Kocaeli Üniversitesi Reklamcılık bölümünde tamamladıktan sonra iletişim alanındaki akademik ilgisini bir adım daha ileri taşıyarak Yaşar Üniversitesi’nde İletişim Bilimleri üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladı. Eğitim ve kariyer süreçleri boyunca çeşitli ajanslarda görev alarak reklam, halkla ilişkiler ve dijital medya gibi iletişim disiplinlerinde B2C markaların iletişim süreçlerinde aktif olarak yer aldı.

2023 yılından bu yana çalışmaya başladığı Doğu İklimlendirme San ve Tic. A.Ş’ de Kurumsal İletişim ve Marka Uzmanı olarak çalışmaya devam ediyor. Bu süreçte B2B marka odaklı iletişim stratejilerinin geliştirilmesinde, içerik üretiminden marka yönetime kadar birçok süreçte aktif rol alıyor.

Haber Arşivi